Panda’ deyince çoğumuzun zihninde siyah-beyaz dev panda belirir. Ama hikâyenin asıl başrolü o değil. Üstelik kırmızı panda ile dev panda aynı türden hayvanlar da değil. Kafalar karıştıysa, gelin konuyu netleştirelim.
Kırmızı panda ismi nasıl doğdu?

Her şey, 1821’de bir İngiliz generalin Nepal’de yaptığı araştırmalar sırasında kırmızı pandayı görmesiyle başlıyor. General, hayvanın çıkardığı seslerden dolayı ona “Wha” ismini öneriyor. Notlarında ise yerel halkın bu canlıya “Ponya” yani “bambu yiyen” dediğini yazıyor.
1825’te kırmızı panda Fransa’da da tanınınca, Fransız zoolog Frédéric Cuvier onu isimlendiren ilk kişi oluyor. Ona “kırmızı parlak kedi” adını veriyor ve “dünyanın en güzel hayvanı” olarak tanımlıyor. Zamanla Avrupa İngilizcesinde “Ponya” adı “Panda”ya dönüşüyor. O dönemde hangi türe konacağı ise ayrı bir karmaşa yaratıyor: Kedi değil, rakun değil… Peki tam olarak ne?
Ailirus bir ayı değil
Kırmızı pandaya bakınca onu rakuna, kediye ya da ayıgillere benzetmek kolay. Ancak onun kendine ait bir familyası var: Ailuridae. Bu familyanın geçmişi yaklaşık 25 ila 18 milyon yıl öncesine uzanıyor. Bugün kırmızı panda, bu familyanın yaşayan tek türü konumunda. Diğer akrabaları tükendiği için de “yaşayan fosil” unvanını taşıyor.
Bambu yüzünden karışan iki “panda”
Peki bu iki hayvan neden karıştırıldı? Cevap basit: Bambu.
Ailurus aslında etçil bir hayvan. Buna rağmen diyetinin %95’ini bambu oluşturuyor. Bambuyu daha iyi kavramak için bilek kemiğinden uzayan bir ‘yalancı başparmak’ kullanır.
1865’te, kırmızı pandadan yaklaşık 45 yıl sonra, bugün bildiğimiz büyük siyah-beyaz ayılar keşfediliyor. Üstelik onların da yalancı başparmağı var ve bambuyla besleniyorlar. Bu benzerlik yüzünden yeni türe ‘Dev Panda’ adını verdiler. Zamanla akraba olmadıkları, sadece “komşu” oldukları anlaşılınca, büyük ayılar “Dev” sıfatını kaybedip sadece “Panda” diye anılmaya başlıyor. Böylece isim, bir anlamda asıl sahibinden uzaklaşıyor.

Ailurus doğumu: Gecikmeli implantasyon

Kırmızı pandaların en ilginç özelliklerinden biri “gecikmeli implantasyon” yapmaları. Ocak–mart arasında çiftleşseler de dişiler, havalar ısınana kadar hamileliği bekletip genelde haziran–temmuz gibi doğum yapıyor.
Bebekler doğuştan kör ve sağır geliyor, bu yüzden tamamen anneye muhtaç kalıyor. Bu muhtaçlık halleri üç yaşına kadar sürebiliyor. İlk doğduklarında gri tonlarında bir kürke sahipken, üçüncü aydan sonra o meşhur turuncu-kızıl renge dönüyorlar.
Ailurus ergenlik ve yetişkinlik dönemi
Kırmızı pandalar doğaları gereği yalnız yaşıyor. Anne, yeniden çiftleşme dönemi yaklaşınca yavruları yanından uzaklaştırıyor. Böylece gençler kendilerine yeni bir alan bulmak zorunda kalıyor.
Bu dönem kolay değil. Hem yırtıcılardan korunmaları hem de Himalaya’nın dondurucu soğuğunda hayatta kalmaları gerekiyor. Kuyrukları bu noktada iki işe yarıyor: Denge sağlıyor ve soğukta vücuda sarılan bir battaniye gibi görev görüyor.
18–24. aylarda cinsel olgunluğa ulaşan bu canlılar, yılın sadece iki ayı flört ediyor. Kalan zamanda ise yalnız kalmayı tercih ediyorlar. Etçil olmalarına rağmen sürekli bambu yedikleri için yeterli enerjiyi toplamakta zorlanıyorlar; bu yüzden günlerinin büyük kısmını dinlenerek geçiriyorlar.
Kırmızı panda yaşlılık ve ölüm
Yaş ilerledikçe kürkleri matlaşır ve solar, dişleri de zamanla aşınır. Doğada bir avcıya kurban gitmezlerse genelde 8–10 yıl yaşarlar. Diş aşınması yaşlılıkta beslenmeyi zorlaştırır; bu yüzden zayıflarlar. Koruma altında 20 yıla kadar yaşayabilirler.

Referanslar
–Bambu yüzünden karışan iki (ingilizceden çevrilmiştir)
–Ailirus bir ayı değil (ingilizceden çevrilmiştir)
–Kırmızı panda ismi nasıl doğdu? (ingilizceden çevrilmiştir)
–İLK PANDA: (AİLURUS) (ingilizceden çevrilmiştir)
Ayrıca Daha fazla ilginç hayvan içinhttps://hayvanansiklopedisi.com.tr











Bir yanıt yazın