Amazon’un pembe yunusu Boto, sanılanın aksine “yeni” bir tür değil; hatta yunuslardan çok daha eski bir geçmişe sahip. Doğanın yaşayan antikaları desek yeridir.
Botoların kökeni: 15 milyon yıllık hikâye
Boto yunuslarının atalarının hikâyesi yaklaşık 15 milyon yıl öncesine dayanıyor. O dönemde Amazon bölgesi sığ bir deniz havzası oluşturuyordu. Tektonik hareketlerle bölge şekil değiştirip sular çekilince, Botolar bazı balina ve yunus türleriyle birlikte içeride mahsur kaldı. Zamanla bu yeni dünyaya uyum sağlayarak evrimleştiler ve Amazon’un zorlu şartlarında hayatta kalmayı başardılar.

Neden pembeler?
Boto yavruları pembe doğmaz; hayatlarına çoğu yunus gibi gri başlar. Meşhur pembe ton, yunus yaşlandıkça belirginleşir.

Anne yunus, yavrusunu Amazon’un “Várzea” denilen su altı ormanlarında dünyaya getirir. Yaklaşık bir yıl sütle besler; ardından iki-üç yıl daha bakımını sürdürür. Sonrasında genç yunuslar nehirde kendi yollarını çizer.
Pembe renk, nehirden bulaşan bir boya değildir. Yunus yaşlandıkça derisi incelir ve kılcal damarlar yüzeye yaklaştığı için pembe görünüm oluşur. Erkekler kavgaya daha yatkın olduğu için yara izleri renklerini daha da belirginleştirir. Hareket ettiklerinde veya heyecanlandıklarında, pembe tonlarını iyice ortaya çıkarırlar; insanın kızarmasını andırır..
Yalnız gezen ama “jest” yapmayı bilen yunuslar
Botolar deniz yunusları gibi kalabalık sürüler halinde dolaşmaz; daha çok tek başına takılmayı sever.
Yetişkin erkeklerin çok ilginç bir ritüeli vardır. Su yüzeyinde bir dal parçası ya da ot ile “dans eder”. Sonra bunu dişiye hediye ederler. Yunuslar dünyasında nadir görülen bu davranış, Botoların kur yapma repertuvarını özel kılar.
Fiziksel olarak “üstün” sayılabilecek özellikler
Boto’yu diğer yunuslardan ayıran birkaç kritik fark var:
- Esnek boyun: Deniz yunuslarında boyun omurları daha birleşikken, Boto’da boyun daha esnektir. Kafasını sağa-sola rahatça çevirebilmesi, kökler ve dallar arasında avlanırken büyük avantaj sağlar.
- Bulanık suda kusursuz yön bulma: Amazon’un çamurlu sularında gözleri çok iyi görmese de alın kısmındaki “melon” yapısı sayesinde güçlü bir sonar sistemine sahiptir.
- Öğütücü dişleri sert kabukluları ve kaplumbağayı bile kolayca kırar.
- Dar alanlara uyum: Yan yüzgeçleri daha geniştir; sırt yüzgeci ise engel olmaması için “hörgüç” benzeri bir forma sahiptir.
- Dokunma duyusu gibi çalışan “fırçamsı tüyler”: Gagalarındaki fırçamsı yapılar sayesinde çamurun içindeki avı “dokunarak” hissedebilir; bu özellik onu benzersiz kılar.

Efsanelerin koruduğu bir tür
Bugün Botolar; baraj inşaatları, habitat kaybı ve özellikle altın madenciliğiyle ilişkilendirilen cıva kirliliği tehlikeye atmakta.
Buna rağmen uzun süre av baskısından görece uzak kalmalarının arkasında güçlü bir yerel inanış da var. Amazon yerlileri, Boto’nun geceleri yakışıklı bir adama dönüştüğünü anlatır.. Efsaneye göre bu adamlar beyaz takım giyer, şapka takar ve halkın arasına karışır. Şapkayı, başlarındaki hava deliğini gizlemek için takarlar. Parti ve eğlencelerde kadınları etkiler; sabaha karşı yeniden nehre dönüp yunusa dönüşürler. Bu yüzden yerli halk, Boto’ya dokunmanın uğursuzluk getireceğine inanmış; onları öldürmekten çekinmiştir.
Referansalar:
Botoların kökeni: 15 milyon yıllık hikâye (İngilizceden çevrilmiştir)
Neden pembeler ,Fiziksel olarak “üstün” sayılabilecek özellikler (İngilizceden çevrilmiştir)
Efsanelerin koruduğu bir tür (İngilizceden çevrilmiştir)
Ayrıca Daha fazla ilginç hayvan içinhttps://hayvanansiklopedisi.com.tr











Bir yanıt yazın